fbpx

Fransızca B2 Seviye Çeviri

Eki 1, 2020Uncategorized

Bugünkü yazımızda Fransızcanın B2 seviyesinde bulunan bir metni hep birlikte işleyeceğiz. Bu yazımızın sonunda B2 seviye Fransızca metinler, konuşmalar nasıl olur, hangi kuralları bilmeniz gerekir, hangi zamanları öğrenmeniz gerekir hepsini biliyor olacaksınız.

Arkadaşlar bizim eğitimlerimizde Fransızcanın B2 seviyesine kadar gelmiş oluyorsunuz. Sizler soruyorsunuz: Hocam tamam, B2 seviyesine kadar geleceğiz ama bu B2 seviyesine geldiğimizde neler söylüyor olabileceğiz, neleri anlıyor olabileceğiz ve nasıl yazılar yazabileceğiz, şeklinde sorular soruyorsunuz. İşte bunların cevaplarını bu dersimizde; hangi zamanları öğrenmeniz gerektiğiniz, hangi kuralları bilmeniz gerektiğini, her şeyi öğreneceksiniz. Ayrıca kapsamlı eğitimlerimizde bulunan eğitim videolarının, dokümanların, egzersizlerin bazılarının bulunduğu ücretsiz eğitimimize hemen şimdi başlayabilirsiniz. https://fransizcaogreniyorum.net/online-fransizca-kursu/ucretsiz-fransizca-egitimi/ Bu bağlantıya tıklayarak hemen eğitime başlayabilirsiniz ve böylelikle eğitimin nasıl ilerlediğini ve eğitimde neler olduğu konusunda bilgi sahibi olabileceğiniz bu eğitime hemen başlayabilirsiniz.

Fransızca B2 Seviye Çeviri Yapmak

Öncelikle metnimizi okuyalım ve daha önceki metinlerimizde yaptığımız gibi bu metni de parçalarına bölelim ve bakalım metnin içinde bizi bekleyen neler varmış. Bugün diğerlerinden biraz daha farklı yapacağız. Bundan önceki çevirilerimizde Fransızcanın A1, A2 ve B1 seviyelerinde bulunan metinleri işlemiştik. Eğer ki seviyeniz Fransızcanın B2 seviyesi değilse; bu metni benimle birlikte çevirmekte zorlanabilirsiniz. Eğer ki kendinizi B2 seviyesinde hissediyorsanız; bu metni benimle birlikte çevirebiliyor olmanız lazım.

Eğer ki benim öğrencimseniz ve B2 seviyesi eğitimimize kayıt olup bitirdiyseniz, bu metni a’dan z’ye kadar kolayca çevirebiliyor olmanız lazım arkadaşlar. Şimdi önceki çevirdiğimiz metinlerden farklı olarak yapacağımız şey şu: bu metnin içinde bulunan tüm zamanları yazımızın en altına yazdım ve hangi zamanı kaç kez kullanmışız sizler de görmüş olacaksınız. Sizler de Fransızcanın B2 seviyesinde kullanılan bu zamanların hepsini bu metnin içerisinde göreceksiniz. Çok zengin bir metin aslında bu. Metnimiz şöyle:

Thomas ne savait pas comment dire à son patron qu’il avait raté l’avion aujourd’hui. Puis, il décida de l’appeler.

Thomas: M. Dupont Bonjour, c’est Thomas à l’appareil. Comment allez vous?

  1. Dupont: Bonjour Thomas, Merci je vais très bien et vous?

Thomas: Je vais bien aussi merci. J’ai une mauvais nouvelle à vous annoncer. J’ai raté mon avion de ce matin. Pourtant je me suis réveillé très tôt, j’avais déjà préparé mes valises. Je n’ai meme pas pris le temps de boire un café. J’ai pris la Taxi à 9 heures, mais je n’avais pas pris en compte les bouchons de Paris. Pour faire 10 km, il m’a fallu plus de 1h30. Je viens justed’arriver à l’aéroport.

  1. Dupont: Je comprends Thomas. Ce matin j’ai reçu un mail de la part de la compagnie aérienne. L’avion que tu devais prendre à 11h30 a eu retard de 1 heure. Cela veut dire que vous êtes en train de me mentir.

Thomas: Non monsieur Dupont, écoutez. C’est vrai qu’il peut y avoir un petit décalage sur les heures que je vous ai indiquées. En effet, je me suis réveillé à 10 heures.

  1. Dupont: J’ai trouvé un billet d’avion. Il faut que vous l’achetiez aux guichets, vous allez le prendre à 16 heures. Si vous n’aviez pas fait la fête jusqu’à tard hier soir, vous auriez pu vous réveiller tôt ce matin. Comme punition, vouos passerez 4 heures dans l’aéroport. On va en reparler quand vous serez rentré.

Bu çevirimiz diğer çevirilerimize göre biraz daha uzun, metnimiz daha uzun çünkü.

Çok da normal bu çünkü diğer çevirilerde olduğu gibi kolay bir metin yok önümüzde. Bu metin tam olarak Fransızcanın B2 seviye bir metni. Şimdi hep beraber buradaki çevirileri yapalım arkadaşlar.

Öncelikle giriş yazımız var burada. Thomas ne savait pas comment dire à son patron qu’il avait raté l’avion aujourd’hui. Puis, il décida de l’appeler. Burada savait fiili savoir fiilinden gelmektedi. Savoir fiili Fransızcanın ‘bilmek’ anlamına gelen fiilidir. Ve buradaki kullanım şekli Imparfait’dir. Neden imparfait diyoruz, çünkü savait diyecekmişiz.

Peki ne anlama geliyor?

Thomas ne savait pas, Thomas bilimiyordu. Imparfait zamanı bizim Türkçemizdeki geçmiş zamandır ama geçmişte biraz sürmüş olan bir zamandır. Yani biz burada Thomas ne savait pas dediğimiz zaman ‘Thomas bilmiyordu’ anlamına geliyor. Neyi bilmiyordu Thomas? Comment dire, nasıl söylemek anlamına gelir. Thomas nasıl söyleyeceğini bilmiyormuş. Comment dire à son patron qu’il avait raté l’avion aujourd’hui, burada bir tane daha zamanımız var. Il avait rate zamanı var. Bu zamanımız ise Fransızcanın Plus-que Parfait zamanıdır. Tam olarak anlamı ise; uçağı kaçırdığını diyor. Burada ne savait pas comment dire à son patron qu’il avait raté l’avion aujourd’hui cümlesini çevirdiğimiz zaman; Thomas patronuna uçağı kaçırdığını nasıl söyleyeceğini bilmiyordu, diyoruz.

Puis, il décida de l’appeler. Puis ‘daha sonra’ demektir. Mesela cümleyi devam ettirmek istediğimiz zaman ‘daha sonra’ diyoruz. Daha sonra ne yapmış Thomas? Il décida de l’appeler, onu aramaya karar vermiş. Buradaki décida Fransızcanın passé simple zamanıdır arkadaşlar, geçmiş zaman diye geçer. Ama anlam olarak passé composé ile aynı anlama gelmektedir ama passé simple zamanı şu anki modern konuşma dilinde kesinlikle kullanılmaz. Kimse size passé sşmple ile cümle kurmaz. Ancak gerçekten de %100 bilen, mesela bir Fransız yazar ile konuşuyorsanız veya Fransız bir bürokrat ile konuşuyorsanız; onlar belki kullanabilirler ama şu anda kullanılacak olan bir zaman değil.

B2 seviyesine geldiğiniz zaman bu zamanı da öğrenmeniz gerekiyor.

Çünkü B2 seviyesi demek sizin Fransa’da bir üniversiteye başlayabileceğiniz kadar bir Fransızca bilginiz olması demektir. Ve üniversitelerde Fransa’da 300-400 yıl önce yazılmış olan kitapları çevirip anlamamız gerektiği için ve o kitaplarda passé simple zamanı çok fazla kullanıldığı için bunu da B2 seviyesinde öğrenmek zorundayız. Il décida de l’appeler, onu aramaya karar verdi. Appeler fiili aramak demektir. Ve Thomas patronunu aramış.

  1. Dupont Bonjour demiş. Fransızcada monsieur derken illaki yazı olarak yazmamıza gerek yok. M. yazdığımız zaman bu Monsieur anlamı katmaktadır. Dikkat edin İngilizceyle aynı değil. Biz İngilizcede mister dediğimiz zaman Mr. yazarız. Ama Fransızcada böyle yazmayız arkadaşlar. Monsieur dediğimiz zaman sadece M. yazarız. Madame dediğimiz zaman ise Mme. yazarız. Monsieur Dupont Bonjour, selamlar Monsieur Dupont. C’est Thomas à l’appareil, telefonun ucundaki Thomas. Comment allez vous? Nasılsınız, comment allez vous, nasılsınız nasıl gidiyor anlamına gelmektedir. Ve burada kullanılan zaman da tabii ki de şimdiki zamandır. Monsieur Dupont cevap veriyor: Bonjour Thomas, Merci je vais très bien et vous? Merhaba teşekkür ederim Thomas diyor. Çok iyiyim siz nasılsınız diyor.

Ve Thomas cevap veriyor: Je vais bien aussi merci. Aussi ‘ben de’ demek için kullanılabilen bir kelime. Ben de iyiyim teşekkür ederim diyor. J’ai une mauvais nouvelle à vous annoncer. Bakın burada avoir fiilinin je ile çekimini yazmışız. Bir şeyimiz varmış, neyimiz varmış? Biliyorsunuz avoir fiili sahip olmak anlamına geliyor. Une mauvais nouvelle à vous annoncer, diyoruz. Mauvais kötü demektir, nouvelle ise haber demektir. À vous annoncer dediğimiz zaman ise ‘size anons yapacağım’, ‘size söyleyecek kötü bir haberim var’ anlamına geliyor.

J’ai raté mon avion de ce matin diyor.

Bu sabahki uçağımı kaçırdım diyor. Raté kaçırmak demektir ama öyle bir şeyi tutup kaçırmak anlamında değil. Uçak kaçırmak, arabaya bineceksinizdir yetişememişsinizdir arabayı kaçırmışsınızdır. O anlamda kaçırmak anlamına gelmektedir. J’ai raté mon avion, uçağımı kaçırdım diyor. Mon avion uçağım demektir. J’ai raté mon avion de ce matin, ce matin ise bu sabah demektir. Mon bir adjectif possessif’tir. Ce ise adjectif demonstratif’tir. J’ai raté mon avion de ce matin, bu sabahki uçağımı kaçırdım diyor. Burada bir passé composé zamanımız var. Raté fiilini geçmiş zamanda kullanabilmek için je fiilinin önüne avoir fiilini yazmışız. Je’ai rate mon avion diyoruz. Burada bir passé composé zamanımız var.

Thomas devam ediyor. Pourtant je me suis réveillé très tôt. Pourtant ‘öyle ki’ ya da ‘hem de’ anlamına gelmektedir. Je me suis réveillé très tôt, burada suis réveillér fiili var. Suis réveillér fiilinin anlamı ise ‘uyanmak’ demektir ve suis réveillér bir verb pronominal’dir. Bunu eğitimde çok çok söylüyorum ve bunu Fransızcayı yeni öğrenen herkesin hangi milletten uyruktan olursanız olun- bütün herkesin en çok nefret ettiği konudur. Bu konu verb pronominal konusudur. Bu konu aslında bir tane fiilin önüne ‘me’, ‘te’, ‘se’ takılarının gelmesiyle oluşturulan fiillerdir.

Ama anlatmaya kalkarsak çok çok uzun olabilir bu.

Suis réveillér uyanmak demektir. Tôt ise erken demektir. Şimdi ne diyor burada? Pourtant je me suis réveillé très tôt. Hem de, öyle ki bugün de erken uyanmıştım, diyor. J’avais déjà préparé mes valises. Déjà ise Fransızcada çok fazla kullanılan bir ektir, önceden demektir. Yine burada şimdiye kadar gördüğümüz bir zaman daha var. Plus-que Parfait zamanı var. Önceden valizlerimi de hazırlamıştım, diyor. J’avais déjà préparé mes valises, valizlerimi bile hazırlamıştım önceden.

Devam ediyor: Je n’ai meme pas pris le temps, zamanı bile almadım diyor., bir şey yapmak için zaman bile almadım diyor. Meme pas bile demektir. Yani olumsuzluğa daha fazla etki katmak için kullanılır. Je n’ai meme pas pris le temps de boire un café dersek, kahve içmeye bile zamanım olmadı diyor. Ama biz burada je n’ai meme pas pris dersek, buradaki olumsuzluğa daha fazla önem katıyoruz ve diyoruz ki kahve içecek zamanım ‘bile’ olmadı diyoruz. Meme burada bile anlamı katmıştır. Kahve içecek zamanım bile olmadı diyor.

Devam ediyor:

J’ai pris la Taxi à 9 heures, taksiyi 9’da aldım diyor. 9’da taksiye bindim diyor. Mais je n’avais pas pris en compte les bouchons de Paris. Mais ama demektir. Saat 9’da taksiye binmiş ama devamında ne olmuş? Burada yine Plus-que Parfait zamanı var. Je n’avais pas pris en compte, en compte fiili Türkçemize çevrilirse nasıl çevrilebilir? Ciddiye almak veya saymak anlamına gelmektedir. J’ai pris la Taxi à 9 heures, mais je n’avais pas pris en compte les bouchons de Paris dersek; Paris’in trafiğini unutmuşum veya Paris’in trafiğini ciddiye almamışım diyor. Yani saat 9’da taksiye binmiş ve Paris’in trafiği yüzünden yetişememiş.

Pour faire 10 km, 10 km yapabilmek için yapmak için; pour için demekti arkadaşlar, faire ise yapmak demektir. 10 km yapmak için ‘il m’a fallu plus de 1h30’ bakın burada il m’a fallu derken il faut fiilini, zamanını kullanmış. Il faut neydi? Il faut zorunluluk katan bir fiildi. Il m’a fallu plus de 1h30, bir buçuk saati zorunlu olarak o yollarda geçirdim diyor. Pour faire 10 km, il m’a fallu plus de 1h30, 10 km yapabilmek için bir buçuk saatim yolda geçti diyor. Il m’a fallu derken bu da yine bir passé composé zamanıdır. Je viens justed’arriver à l’aéroport.

Burada ise az önce görmediğimiz zamanlardan bir tanesi var.

Bu zaman ‘passé récent’ zamanıdır. Bakın burada passé récent zamanını anlıyoruz. Venir fiilini özneye göre çekiyoruz ve daha sonra de ekliyoruz. De’den sonra da bir fiil eklersen bu bir passé récent yani yakın geçmiş zaman anlamına gelmektedir. Je viens justed’arriver à l’aéroport, hava limanına daha şimdi geldim diyor, passé récent az önce olmuş bir şeyden bahsediyor. Hava limanına daha şimdi geldim diyor. Şimdi sıra M. Dupont’da, Thomas’nın patronunda. Bakalım Thomas’ya ne cevap vermiş?

Je comprends Thomas, anlıyorum Thomas. Ce matin bu sabah, j’ai reçu un mail, bir mail aldım diyor. Reçu almak demektir arkadaşlar. Almak veya gelmek demektir. Bana bir mail geldi, ben bir mail aldım diyor. Bu da bir passé composé’dir. Resoir fiilinin passé composé ile çekimidir arkadaşlar. J’ai reçu un mail de la part de la compagnie aérienne diyor. Burada de la part de la compagnie aérienne cümlesinin anlamı; compagnie aérienne hava yolu şirketi demektir. De la part de la compagnie aérienne diyorsak; bu sabah hava yolu şirketi tarafından bir mail aldım diyor.

Thomas’nın hava yolu şirketi patronuna bir mail yollamış.

Bakalım ne demiş? L’avion que tu devais prendre, senin 11.30’da olman gereken uçak, a eu retard de 1 heure, 1 saat rötar yapmış diyor. Senin 11.30’da olman gereken uçak 1 saat rötar yapmış diyor. Cela veut dire que vous êtes en train de me mentir. Cela veut dire ‘bu demek oluyor ki’ demektir. Vouloir dire ‘demek oluyor ki’ anlamına gelmektedir. Çok önemli bir fiil arkadaşlar bu. Cela veut dire que, demek istiyorsun ki, vous êtes en train de me mentir. Bakın burada yeni bir zaman var. Être en train de, şu anda bir şey yapmak anlamına gelmektedir. Cela veut dire que vous êtes en train de me mentir, bu demek oluyor ki siz şu anda bana yalan söylüyorsunuz. Mentir yalan söylemek demektir. Me mentir ise, bana yalan söylemek demektir. Şimdi Thomas konuşmaya başlıyor.

Non monsieur Dupont, écoutez. Hayı hayır M. Dupont dinleyin diyor. Burada Impératif zamanı var. Impératif’te zorunluluk katıyoruz arkadaşlar, emir kipi kullanıyoruz. Yapın, yiyin, giyin edin dediğimiz zaman bu Impératif zamanıdır. Non monsieur Dupont, écoutez, hayır M. Dupont dinleyin. C’est vrai qu’il peut y avoir un petit décalage sur les heures que je vous ai indiquées. C’est vrai, doğru diyor arkadaşlar doğru olabilir diyor. Ne doğru olabilirmiş? Qu’il peut y avoir, burada ‘il y a’ yani ‘var’ anlamı katan bir kalıp var.

A avoir fiilinden gelmektedir.

Il y a dersek, olabilir, var olmuş olabilir. C’est vrai qu’il peut y avoir un petit décalage sur les heures que je vous ai indiquées, sizlere söylediğim saatlerin içerisinde bir gecikme olmuş olabilir diyor. Thomas patronuna. Yani burada Thomas yalan söylediğini itiraf ediyor. En effet, je me suis réveillé à 10 heures. En effet ‘gerçekte’, ‘işin doğrusu’ anlamı katmaktadır cümleye. En effet, je me suis réveillé à 10 heures, işin doğrusu ben saat 10’da uyandım diyor.

Ve şimdi patronu Thomas’ya tekrar cevap veriyor: J’ai trouvé un billet d’avion, bir uçak bileti buldum diyor. Bu yine bir passé composé zamanıdır. Il faut que vous l’achetiez aux guichets. Burada falloir fiilini kullandığımız için -falloir fiiliyle ilgilidir bu arkadaşlar- bu fiilden sonra subjonctif présent zamanını kullanmak zorundayız. Il faut que vous l’achetiez, burada bir subjonctif présent kullanmışız. Gidip onu satın almanız lazım diyor. J’ai trouvé un billet d’avion, bir uçak bileti buldum, il faut que vous l’achetiez aux guichets, onu gidip gişelerden satın almanız lazım. Vous allez le prendre à 16 heures, ve onu saat 4’te alacaksınız o uçağa saat 4’te bineceksiniz diyor.

Burada Futur proche zamanı kullanılmış.

Vous allez le prendre derken bu bir Futu proche zamanıdır. À 16 heures diyor, saat 16’da o uçağa bineceksiniz diyor. Si vous n’aviez pas fait la fête jusqu’à tard hier soir. Burada arkadaşlar ‘si’ cümleye eğer ki anlamını katmıştır. Vous n’aviez pas fait la fête jusqu’à tard hier soir, eğer ki dün akşam geç saatlere kadar parti yapmış olmasaydınız, diyor arkadaşlar. N’aviez pas fait ‘olmasaydınız’ anlamına geliyor burada ve bu bir Plus-que Parfait zamanı. Dün akşam geç saatlere kadar parti yapmış olmasaydınız, burada da bir kuralımız geliyor şu anda. Vous auriez pu vous réveiller tôt ce matin, burada Conditionnel passé kullanmışız. Vous auriez pu vous réveiller tôt ce matin, bu sabah erken uyanmış olurdunuz diyor.

Comme punition, ceza olarak, comme olarak anlamına da gelmektedir. Punition ise ceza demektir. Ceza olarak, vouos passerez 4 heures dans l’aéroport, hava limanında 4 saat geçireceksiniz diyor. Burada da passé simple kullanılmış. Vous passerez derken bu bir passé simple zamanıdır. On va en reparler quand vous serez rentré diyor. On va en reparler, bunu tekrar konuşacağız diyor. Bu bir Futur proche zamanıdır. On va en reparler dediği için bu bir Futur proche zamanı oluyor. Quand vous serez rentré, geri gelmiş olduğunuz zaman anlamına geliyor. Burada ise Futur antérieur zamanını kullanmış oluyoruz.

Metnimiz bu kadardı.

Gerçekten eğer ki B2 seviyesindeyseniz bu metnin zamanlarını benimle birlikte bulabiliyor olmanız gerekiyordu arkadaşlar. B2 seviyesinin altındaysanız; zorlanmanız veya anlamamanız çok normal arkadaşlar. Eğer ki seviyeniz B2 seviyesinin altındaysa A1, A2 veya B1 ile ilgili yaptığımız çevirileri inceleyebilirsiniz. B2 seviyesinde olanlar için şu anda öğrendiklerini tekrar etmek açısından B2 seviyesine kadar öğrenmiş olduğunuz her şeyi göstermiş oldum. B2 seviyesinde iseniz çok kolay bir şekilde bu zamanları benimle birlikte bulmuş olmanız gerekirdi.

Facebook sayfamızı takip edin

Son paylaşımlarımız

Share This